franz-kafka-sozleri-aforizmalar
Kültür & Sanat

Franz Kafka Sözleri

Edebiyat dünyasının en sıra dışı yazarlarından olan Franz Kafka, 1883 yılında Prag kentinde dünyaya gelmiştir. Aslen Yahudi kökenlidir. Bu sebeple ailesi Nazi soykırımında ağır darbe almıştır. Franz Kafka’nın üç kardeşi bu soykırımda can vermiştir. Kafka’nın kendisi de çok genç yaşta ölmüştür. 1924 yılında henüz 41 yaşında iken verem hastalığı yüzünden yaşamını yitirmişir. Franz Kafka’nın en bilinen eserleri; Dönüşüm, Şato, Dava ve Milena’ya Mektuplar kitaplarıdır. Franz Kafka’nın eserlerinin hiç birisi kendisi hayatta iken yayınlanmamıştır. Ölmeden önce yazılarını kendisi öldükten sonra yakması için arkadaşı Max Brod’a vermiştir. Max Brod bu eserleri yakmak yerine yayınlamıştır.

Franz Kafka’nın yazıları genellikle çaresizlik, korku ve acı üzerinedir. Onun eserlerinde neşeye ve mutluluğa dair bir şeyler bulmak çok zordur. Franz Kafka hayatın acı gerçeklerini ve zorluklarını gerçek üstü bir dille eserlerinde ustaca dillendirmiştir. Onunla özdeşleşmiş Franz Kafka sözlerinden bazılarını bu yazımızda derledik.

Franz Kafka Sözleri

İnsanların belli başlı iki günahları vardır: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için cennetten kovuldular, tembel oldukları içinse oraya dönemiyorlar.

– Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur, işte bu noktaya ulaşmak gereklidir.

Kötünün elindeki en ayartıcı silah, savaşa davettir. Bu, kadınlarla yapılan savaşa benzer ve sonu yatakta biter.

Bilgeliğin başladığına dair ilk belirti ölme isteğidir. Artık bu yaşam katlanılmaz gelmeye başlar, bir başkasına ise erişmek mümkün olmaz.

Güzün süpürülen bir yol gibi. Süpürüyorsun ama tekrar yapraklarla kaplanıyor.

Kötü’nün ondan saklayacak sırlarınız olduğuna inanmasına izin vermeyin.

Aceleyle kaçıp ona sığınmadıktan sonra yaşamdan nasıl zevk alınabilir?

Sahip oluş yoktur. Nefessiz kalarak boğulmayı özleyen oluş vardır.

– Tiksinti ve nefretle dolu bir başı öne eğmek.

Dünya ile senin aranda geçen savaşta dünyadan taraf ol.

Dört dörtlük bir mutluluk olanaklıdır. İçimizde yok edilemeyecek bir varlığın olduğuna inanmak ve ona ulaşmaya çalışmak.

İnsanlarla yan yana olmak insanın kendini gözlemlemesini sağlar.

Ruh bir dayanak olmaktan çıktığı zaman özgür kalır.

– Giyotin gibi bir inanç. Onun kadar ağır, onun kadar hafif.

İnançtan mahrum olduğumuz söylenemez. Sadece yaşıyor olmamız bile tüketilemez bir inanç değeridir.

Bu yaşamın hazları yaşamın kendi hazları değil, bizim daha büyük bir yaşama yükselme korkumuzun hazlarıdır. Yaşamın cefaları, bu korkudan dolayı kendimize yaptığımız cefalardır.

Yaşamının henüz başında iken iki ödevin var: Çevreni gittikçe daraltmak ve kendini bu çevre dışında gizleyip gizlemediğini sürekli kontrol etmek.

Hayatın anlamı, sonu olduğu için vardır.

Ebediyet kadar geniş olsam bile kendi içimde çok darım.

Ölümün gerçek olduğu dünyada, hiçbir şey aslında çok ciddi değildir.

Beklemesen de olur, hiç ses çıkarma ve tek başına ol. Dünya maskesini düşürmen için sana gelecektir.

Bazen düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, tıpkı onun gibi düpedüz geceye gömülmek…

Pek çok yalnız olmam gerekiyor. Elde ettiğim tüm başarılar sadece yalnızlığımın ürünüdür.

Bağlanmaktan kokuyorum. Çünkü o zaman asla yalnız kalamayacağım demektir.

Ölüp giden kişi düşünceleriyle ölmüyor. Ölüp gitmek kişinin iç dünyasında bir olay.

Sen bir ödevsin ama görünürde öğrenci yok.

İçinize sonsuz cesaret dolduran, gerçek düşmandır.

Kötü davranmak bizden istenir. İyi davranmak zaten içimizdedir.

 

Mustafa Türklü
1990 Tokat doğumluyum. Aslen Kafkas kökenliyim. 2017 yılından itibaren; e-ticaret sektöründe çalışmaktayım. Okumayı ve blog yazmayı çok seviyorum.
https://www.betadalgasi.com